Object Kelimesinin Seçilmesi

Kelimeler hiç şüphesiz düşüncelerimizi, hayal dünyamızı, algılarımızı şekillendiriyor. Fikir dünyamız için yeni açılımlar getirmede kolaylaştırıcı bir rol üstlenebiliyorlar, veya tam tersine düşüncelerimiz önünde zaman zaman engel de olabiliyorlar. Bilişim teknolojilerindeki yabancı terimlere bire bir sözlük karşılıkları bulunmasından pek memnun olmadığımı belirtmek istiyorum. Endişem bu sözlük karşılıklarının üzerinde çalıştığımız alanla ilgili kavram, olgu ve diğer yapıları tam manası ile aktarmada zayıf kalmalarıdır. Aşağıda 2003 yılında Harezmi Yahoo grubunda yayımlanmış bir mesajdan bir bölüm var. Mesajın sahibi Naci Akkök. Halen Norveç Oslo Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Akkök’ün mesajındaki bu bölümün nesneye dayalı programlama ile ilgili kavramları mümkün olduğunca sağlıklı ve kayıpsız biçimde insanlar arasında paylaşılabilmesi için “object” teriminin nasıl bir değerlendirme sonucu tercih edildiği ile ilgili çok ilginç bir örnek olduğunu düşünüyorum. Ben Kristen Nygaard’un önce ögrencisi sayilirim. Simdi “Simula” müzesine kaldirilan bir kara (aslinda yesil) tahtamiz vardi, onun önünde böyle seyleri günlerce tartisirdik. Nesne object gibi ama “material” olma özelligini ima ediyor. Object kelimesinin arkasinda yatan orijinal fikir “individual” ve “identifiable” olmasi idi, ama terimin bilincli bir sekilde “ting” olarak secilmemesinin ana nedeni kavramlari kapsamamasi idi. Bir de object’in “process” (sürec, sadece aktivite tanimi) kavramina kontrast olarak secildigini de hatirlamak gerekir. Kristen Nygaard’un Ole Johan Dahl (yani Simula ve OO kavramlarinin “formalisti”) ile tartismalarindan su cümleyi cok iyi hatirliyorum: Bu “sey” hem fiziki hem kavramsal seyleri temsil edebilmeli. Kendisi sürec’e alternatif olmali ama bir süreci de temsil edebilmeli. Ingilizcedeki tanimimiz “a structural and behavioral representation of a conceptual or physical entity, identifiable as a separate individual entity”. Hatta “object” kelimesinin (ki Norveccesi de ayni, Objekt) seciminde bir bireye “odaklanma” (focus) yan anlami da önemli: Programlama (ki o zaman Simula ve OO sadece simulasyon programlamak icin düsünülüyordu) cevreyi kavramsallastirmak, modellemek ile baslar, ve bu modelde nelere odaklanacak, neler model disi birkilacak bu da cok önemli (denirdi). Dolayisiyla objekt’ler model üniteleri olarak da “object of attention”, yani secilip üzerine odaklanan objectler olarak da düsünülürdü. Ayrica “object”in “subject”ten faki, yani kavramsal da olsa “dissal” bir seyin temsili oldugu da kelimenin seciminde rol oynadi. Tabii daha benim bildigim ve bilmedigim 1000 cesit tartisma oldu bu konuda, ama sanirim tartismalarin tarzinda modelleme ünitesinin özellikleri yatiyordu hep. Bunlar felsefi (ve tarihi) tartismalar belki ama tartismalarin altinda dilin ne derece düsünmeye yardimci olabilecegi veya engelleyebilecegi hipotezi yatiyor (Sapir-Whorf thesis). Nesne bu kavramlari temsil ediyor mu (kognitif olarak, yani otomatik bunu mu algiliyor insanlar “nesne” kelimesini duyduklarinda)? Degilse, bu kavramlari toplayan ve “icgüdüsel” temsil eden Türkce kelime nedir? Object’in Türkce cevirsindeki tartismalara aranizda sahit olan var mi? Bilmek isterdim. Naci Akkök 29.08.2003 Evet, sahiden biz yabancı terimlere Türkçe karşılıklar bulurken bu değerlendirmeleri yapıyor muyuz? Hiç sanmıyorum… Kitapçılardan birinde gördüğüm bir bilişim sözlüğünü elime aldım ve rast gele bir sayfasını açtım. Gözüme mainframe kelimesine uygun görülmüş karşılık takıldı; anaçerçeve! Hemen sözlüğü aldığım gibi raftaki yerine bırakıverdim.